Günümüzün ve geleceğin yöneticilerine; yönetim ve organizasyona dair OnBinOn
Oturum aç Kayıt ol Makale yolla
Anasayfa   Etiket bulutu

DİNLEYEN LİDERLER

makale baslik resmi
Gerçek dinleme, insanların rahatlıklarından ödün verip birbirlerinin farklı yönlerini anlamaya çaba gösterdikleri yaratıcı bir etkinliktir.

Geçenlerde belli başlı Amerikan şirketlerinden birine yaptığım ziyarette, bugün için son derece büyük bir gereksinim olan türden bir liderliğin canlı bir örneğini izleme şansım oldu. Bir toplantı masasının çevresinde, yöneticiler, işçi liderleri, tedarikçiler, dağıtımcılar ve yerel yönetim temsilcileri oturmuşlardı. İşin en çarpıcı tarafı, şirket başkanının diğerlerini etkilemeye çalışır bir durumda görünmemesiydi. Emirler yağdıran biri görüntüsü çizmiyordu, üstün zekalı biri olmadığı kesindi, üstelik karizması da yok denecek kadar azdı. Peki nasıl olmuştu da bu kadar farklı, hepsi de kendince çok önemli bu insanları uyumlu bir ekip halinde bir araya toplayabilmişti?

Toplantı ilerledikçe, Başkanın kendi rolünü başkalarının yeteneklerini açığa çıkarmak olarak gördüğü ortaya çıktı. Bu nedenle, kendisi çok az konuşup daha çok diğerlerinin görüşlerini almaya çalışıyordu. En çok göze çarpan şey ise, konuşanları gerçekten dinliyor olmasıydı. Pek çok liderden farklı olarak gerçekten alçakgönüllü bir insandı. Durumla ilgili gerçekleri anlamak için tüm dikkatini vermişti. Açık havaya çıkıp taze bir soluk almış gibi oldum. İnsanların gerçekten ne düşündükleri ile ilgilenen bir lider! Kulağa hoş gelmeyen gerçekleri duymak isteyen biri! Kendi çözümlerini dayatmak istemeyen bir başkan! Gördüklerimin kesin olarak ya bana karşı düzenlenmiş bir oyun olduğunu ya da eğer gerçekse hiçbir işe yaramayacağını düşündüm.

Ama işe yaradı. Toplantıyı canlandırdı. İnsanlar sorunlarını, düşüncelerini, kuşkularını, yanlış anlamalarını ve genelde kimseye açmadığımız türden gizli gündemlerini ortaya döktüler. Başkanın tüm yaptığı, arada bir soru sormak, üzerinde düşünmeleri için birkaç öneri getirmek ve ne yaptıklarına açıklık getirmeye çalışmaktı. Bunun dışında toplantının kontrolü grubun elindeydi. En önemlisi, şirketin, katılanların kendi şirketi olduğu vurgulanıyordu. Şirketin başarısından ya da başarısızlığından onlar sorumluydular, bu nedenle şirketin başarılı olması için ne gerekirse yapıyorlardı.

Tamam, bu alçakgönüllü yaklaşım işe yarıyordu; ama ben lider için kaygılanıyordum doğrusu. “Yönetimde” olmadığı apaçık belliydi ve arada bir rahatsızlık duyduğu gözlerinden okunuyordu. Bu çok doğaldı; çünkü insanlar arada hiç de hoş olmayan şeyler söylüyor, örneğin şirketin bir uygulamasından yakınıyor ya da kendisinin davranışlarını eleştiriyorlardı. Hatta arada bir de olsa ilk adıyla hitap ettikleri oluyordu! Etkili bir lider olmak için gereken gücü bir kenara bırakın, bu kişi nasıl oluyor da hem karşısındaki insanların saygısını hem de öz saygısını koruyabiliyordu?

Katılanların lideri önemsemez görünüşlerinin arkasında, aslında derin bir saygı ve sevgi duygusu yatıyordu. Ama bu saygı ve sevginin nedeni, liderin Başkanlık koltuğunda oturması değildi; tam tersi nedenler söz konusuydu. Otoritesini gönüllü olarak diğerlerine teslim etmişti. Bu ilişkinin temelinde, Başkanın diğerlerine duyduğu içten ilgi ve doğruyu bulmaları konusunda onlara incelikle, destekleyici bir tarzda rehberlik etmesi bulunuyordu. Tuhaf görünebilir ama ünvanının sağlayacağı güçten vazgeçerek, çok daha gerçek bir güç elde etmiş, bir patrondan çok bir “efendi” gibi görülmeye başlamıştı. İnsanlar onun için normalde bir patronun istemeye cesaret bile edemeyeceği şeyleri yapmaya hazırdılar.

Bir Temel İlke

Bu durum, bugünkü liderliğin temel bir ilkesini açığa çıkartıyor: Giderek daha karmaşık hale gelen ve yetkilendirilmiş insan sayısının arttığı bir dünyada, liderlerin diğer çalışanlara yönetimin sorumluluğunu paylaşmaları yolunda yardımcı olma sanatını öğrenmeleri gerekiyor. Diğer çalışanlardan destek almanın bedeli ise, o eski kontrol kavramından vazgeçip diğerlerini anlamak amacıyla onları sabırla dinlemek.

Bilgi devrimi, yetenekli çalışanlardan oluşan ekiplerin iş yaşamının karmaşık olaylarını yönetmesi, teknik sorunlara çözüm bulması, küresel ekonominin sınırlarını zorlaması gereken bir dünya yaratıyor. Ekonomilerin daha karmaşık hale gelmesinin yanısıra, ortaya daha eğitimli, bilgili bir işçi tipi çıkıyor ve bu işçiyi motive etmek için de başarı, yaratıcılık ve yaptığı işin üzerinde kontrol sahibi olma olanaklarını kendisine tanımak gerekiyor.

Güç yapılarında tarihsel bir değişim hemen önümüzde duruyor. General Electric Genel Müdürü Jack Welch bu gereksinimi şöyle özetliyor: “Her bir çalışandan gelecek her iyi fikre gereksinim duyduğumuz günümüz dünyasında, çalışanları sindirecek ve yıldıracak yönetim tarzlarına tahammülümüz yok.” Güç merkezindeki bu kayma, içinde barışçıl bir devrim barındırıyor. Çalışanlar zamanlarını kontrol etmeye başlıyor, finansal kayıtları inceleyebiliyor, işlerini nasıl yapacaklarına karar verebiliyor, iş arkadaşlarını ve tedarikçileri kendileri seçebiliyor, hatta üstleri için değerlendirme yapabiliyorlar. Müşteriler kaliteye ve hizmete ilişkin yeni taleplerle ortaya çıkıyorlar. Büyük yatırımcılar Genel Müdürlerin yerini alıyor.

Elbette liderlerin bu ham enerjiyi üretken kararlara doğru yönlendirmek için çok daha becerikli olmaları gerektiği de açık. En rahatsız edici değişim ise, liderlerin insanlarla doğrudan yüz yüze gelmek için otorite maskelerini çıkarıp atmaları, böylece otorite yüzünden bastırılmış tüm yıkıcı eleştirilere ve zalimce isteklere karşı korunmasız kalmaları. Çalışanlar da aynı ölçüde tedirgin olacaklar; çünkü liderlerinin her şeyi bilen yarı tanrılar olmadıklarını, hata yapabilecek birer insanoğlu olduklarını görecekler; o zaman da yöneticilerin elden bırakması istenen sorumlulukları kendileri üstlenmek zorunda kalacaklar. Hem liderler hem de izleyicileri, eski yanılsamalarını bir kenara bırakırlarsa, işte o zaman birlikte çalışmayı öğrenmek gibi zor ama gerçekçi bir işi başarabilirler.

Bugünün liderleri, açık tartışmaları destekleyerek, konuları açıklığa kavuşturup çatışan tarafları uzlaştırarak, ana temaları özetleyerek ve tüm bunlardan tatmin edici bir sonuç çıkararak ortak bir karar alma sürecini kolaylaştırmalıdırlar. En önemli konu, karmaşık sorunları ve diğer insanların bu sorunlar hakkında neler düşündüğünü iyice anlamak için iyi bir dinleyici olmaktır.

İnsanlar dinleme sanatı üzerinde pek çalışmazlar; çünkü iyi bir dinleyici olmak için kendinizden çok fazla katkıda bulunmanız gerekir. Birçok insan kendilerine özgü görüşlerinin ve yaptıkları çalışmaların tam olarak değerlendirileceği bir şekilde dinleme şansından yoksundur. Kendilerini ilgiyle dinlemeye hazır biri ortaya çıktığında da, o güne kadar içinde biriktirdiği tüm sözcükleri öylesine bir heyecanla ortaya dökmeye başlar ki, dinleyen taraf dinlemeyi sürdürmekte zorlanabilir. Lider, daha önceki beklentilerini bir tarafa bırakıp ince anlamları yakalamak amacıyla dikkatle ve alıcı bir zihinle karşısındakini dinlerse, hiç akla gelmeyen konular ileriye yönelik çok iyi fırsatlar oluşturabilir.

Eğer dikkatle dinler ve konuyu araştırmaya yönelik
dürüstçe sorular sorarsanız, genellikle bir uzlaşmaya varırsınız.


Örneğin bir görüşün doğru olduğunu göstermenin en iyi yolu, güçlü bir itirazla karşılaşıp sonra bu itirazı desteğe dönüştürmektir. Eğer dikkatle dinler ve konuyu araştırmaya yönelik dürüstçe sorular sorarsanız, genellikle bir uzlaşmaya varırsınız. Akıllı bir liderin yapması gereken şey, bu daha büyük gerçeği besleyip büyüterek bir armağan olarak izleyicilerine sunmaktır. Bunun sonucunda izleyicilerin liderlerine duydukları minnettarlık ve güven duygusu açıkça ortaya çıkacaktır.
Çeşitli kültürlerdeki “alçakgönüllü olanların sonunda kazanacağına” ilişkin atasözlerini anladığımızı söyleyebilir miyiz? Bu sözler, bugün güç elde etmek için oynanan çeşitli oyunlar karşısında gülünç görünüyor. Ama gerçek mesaj, “zayıflığın” geçerli olacağı değil; tam olarak anlaşılamayacak kadar gizemli bir dünya ile başa çıkmakta nazik, başkalarına güvenen bir alçakgönüllülüğün gururdan çok daha gerçekçi bir araç olduğudur. Alçakgönüllülük bir zayıflık göstergesi değil, ne kadar kudretli olduklarını kanıtlama gereği duymayan, bu nedenle yeni düşüncelere açık olan güçlü insanların sahip oldukları bir erdemdir.

Bilgi toplumlarında liderler bir zamanlar hayranlık toplayan davranışlarını değiştirmek zorundadırlar. Artık liderler küstahca bir kararlılıkla hareket etmek ve başkalarına yol göstermek için parlak bir vizyon göstermek yerine, dikkatleri kendi üzerinden uzaklaştırıp izleyicilerinin üzerinde toplamaya çalışmalıdırlar. Elbette kendi düşüncelerini de ortaya koyacaklardır. Ama kendi vizyonlarını gerçekleştirilmeyi bekleyen diğer vizyonlarla birleştirebilirlerse, sonuçta ortaya çıkan görüşlerin sentezi kesinlikle daha zengin ve daha güçlü olacaktır.

Hepimiz inançları olan varlıklarız ve genellikle kendi kafalarımızdaki sınırlı, modası geçmiş inançlara takılıp kalırız. Bugün liderlerin birincil sorumluluğu, cahil olabileceğimizi kabul etmekte bir sakınca olmadığını anlamaktır. Yalnızca kabul edebileceklerimizi değil, takdire değer düşünceleri de anlamaya çalışalım ve başkaları ile dürüst bir etkileşim içinde bulunarak öğrenme konusunda diğer insanlara örnek olalım.

Bu zorlu keşif süreci, tüm iniş çıkışlarına karşın sürdürülebilirse, geleceğe önderlik etmek için yeni bir bilinç ya da bir vizyon elde edebiliriz. Liderlik; çevreden soyutlanmış ruhların daha talepkar bir dünya ile başa çıkmayı sağlayacak bilgi, inisiyatif ve toplumsal enerji kıvılcımları çaktıracak biçimde birbirine dokunmasını sağlayacak yaratıcı bir süreçtir. Tüm acılarına ve tehlikelerine karşın karmaşık bir dünyayı yönetmekte başarılı olmak için, hoş olmayan gerçeklerle yüzleşmemiz ve birbirimizle karşı karşıya gelmemiz kaçınılmaz bir zorunluluktur.

Oylama:
1 2 3 4 5
Bu makaleyi ilk oylayan siz olun!
 yazdir   Bu makaleyi tuttun     delicious Yumile! digg co.mments furl newsvine reddit spurl tailrank wists

Yorumlar :

Henüz hiç yorum yapılmamış.
İlginizi çekekebilecek diğer makaleler:

ilgi_imgDEĞİŞİM DÖNEMİNDE LİDERLİK
ilgi_imgDEĞİŞİMİN ANAHTARLARI
ilgi_imgALTIN YUMURTLAYAN TAVUĞU KESMEK
ilgi_imgDOĞRU BÜYÜMEK VE KAZANMAK
ilgi_imgHEPİMİZ BİRER MİKELANJ’IZ
ilgi_imgEĞİTİME AÇIK KURUMLARDA LİDERLİK
ilgi_imgHER ŞİKAYET BİR ÖDÜLDÜR
ilgi_imgDEĞİŞEN DÜNYADA LİDERLİK
ilgi_imgETKİLİLİK KÜLTÜRÜ
ilgi_imgASLA ASLA DEMEYİN
takvim_img OnbinOn Arşivi:

geri Mart     2010 
PSÇPCCP
 1  2  3  4  5  6  7 
 8  9  10  11  12  13  14 
 15  16  17  18  19  20  21 
 22  23  24  25  26  27  28 
 29  30  31 
deyis_img Deyişler:

"Geçmiş ve gelecek yokturyalnızca sonsuz bir ŞİMDİ vardır." Abraham Cowley

etiketler_img Etiketler:

plan Gelişim operasyonel verimlilik geleceği yaratmak parçalar arasındaki ilişkiler NOEL M. TICHY filozof Bilginin Oluşturulması kariyer stratejik berraklık Taylor Verna ALLEE ilk adım sınırsızlık Mehmet Akif Ersoy hazırlık şikayet balık Peter M. SENGE hedef eğitim katılım İstiklal marşı Liderlik zaman Ronald R. FOGLEMAN Çalışan yönetimi yeniden yapılanma vizyon devrim Peter Senge Satışı kapatmak Hamme Awerd yapılandırma Alışkanlık Toplam Kalite Yönetimi James A. FINKELSTEIN entellektüel sermaye Yeni Liderler NPR sorumluluk darboğaz Kuam-Tzu CRM Akın ARSLAN Terri SJODIN Eğlenceli eleman seçme vizyoner Bob Nelson ikna edici hedef müşteri payı Liz Zlatuks Cindy ADAMS Kişisel gelişim Pazarlama Karşılıklı Bağlantılar motivasyon İşletme Verimliliği Öğrenmenin Sürekliliği strateji Coca-Cola J. Mİtchell PERRY küresel tamirci Dave ULRICH öğrenme fırsat VERİMLİLİK KEN SHELTON Kalite Mette NORGAARD yönetim Patricia FRIPP karar Düzgün Görüntü Öğrenme süreci proaktif Cesaret eleştirilmekten korkmayın profesyonel değişim değişim dönemi çiftci Stuart WELLS Müşteriler Roberto Goizueta Yeni Düşünce William E. HALAL para Tom PETERS müşteri ilişkileri bilgi iş ortamı sanatçı etkililik kültürü Jorge Luis Borges Warren BENNIS yeniden yapılandırma Değişime Geçiş İlgi teknoloji Beden dili RM CHARAN Türk Gençliği Janelle BARLOW MILAN MORAVEC reform Mikelanj kültür Değişim süreci gelecek gelişme STEPHEN R. COVEY Görsel yardımcılar ödül destekleme ULU ÖNDER PERFORMANS Atatürk



Copyright (C) 2007 OnbinOn
rss Firefox
0,133